17.05.2010

Adına aldanıp da "amaan bildiğimiz Robin Hood işte. Zenginden çalar fakire dağıtır onun hikayesidir biliyoruz zaten" demeyiiinn =) Çünkü ben öyle dedim yine de seyrettim. Çünkü çok beğendiğim oyuncular var. Konuyu bilsem de onlar için seyrederim dedim. Kimler mi? Russell Crowe  ve Cate Blanchett. Film bize Robin Hood 'un nasıl Robin Hood olarak tanınmadan önceki hayatından bir kesit sunuyor. ben çok keyif aldım.




13. yüzyıl İngiltere’sinde Robin Hood ve arkadaşları, yaşadıkları köydeki yozlaşmanın karşısına dikilmiş; krala karşı isyana kalkışarak güçler dengesini sonsuza kadar değiştirmişlerdi. Kimilerince hırsız, kimilerince kahraman olarak nitelenen bu mütevazi adam, kendi halkının özgürlük sembolü oldu.

İsmi henüz konulmayan filmde okçuluk uzmanı olarak da tanınan Robin Hood’un yaşamından bir kesit izleyeceğiz. Kral Richard’ın ordusunda Fransızlara karşı hizmet verirken sadece kendi çıkarlarını düşünen Robin, Nottingham’a gittiğinde despot ruhlu şerifin baskısı ve ağır vergilerle inim inim inleyen bir kasabayla karşılaşır. Orada Lady Marion (Oscar ödüllü Cate Blanchett) adlı dul bir kadına aşık olur. Ancak Lady Marion’ın, ormanlardan gelen bu adamın hareketleri ve kimliğiyle ilgili bazı kuşkuları vardır. Sevdiği kadının kalbini kazanmak ve kasabayı kurtarmak isteyen Robin, kendi yaşam tarzına uygun insanlardan bir çete kurar. Şerifin adaletsizliğini yok etmek için üst sınıftan işbirlikçileri teker teker avlamaya başlarlar.

Ülkeleri on yıllardır süren savaştan yıpranırken, yeni kralın yetersiz kanunlarına karşı mücadele veren; içten ve dıştan gelen tehlikelere göğüs germek zorunda kalan Robin ve adamları, hayatlarının en büyük macerasına yelken açarlar. Bu sıradışı kahramanlar ve müttefikleri, ülkeyi kanlı bir iç savaşın içine düşmekten kurtarıp İngiltere’ye bir kez daha zaferle döneceklerdir.

26.04.2010

Cumartesi akşamüstü evde oturmaktan sıkılınca atladık arabaya kulağımızı tersten tutup soluğu Menderes'te aldık. Neden diyecek olursanız. Orada şimdiye kadar yediğim en lezzetli kömürde tavuğu yapan "Ahmet'in Yeri" var. Hazırlıksız yakalandığım için yemeğin ve mekanın fotolarını  sizinle paylaşamıyorum malesef. Ama bir dahakine söz :) Hatta Gittim Yedim 'in konusu bile olabilir belki =)

Ben yine de kısaca bahsedeyim. Burası yeşillikler içinde , salaş ama ailenizle ve arkadaşlarınızla gidebileceğiniz çok hoş bir ortam. Menderes'ten çıkıp Kuşadası Selçuk Seferihisar  kavşağına geldiğinizde, Kuşadası yönünde hemen solda köşede kalıyor. Zaten tabelasını da görürsünüz koskocaman AHMET'İN YERİ diye =) Benim tavsiye edeceklerim masanın olmazsa olmazı çoban salata ve ev yapımı ayranın yanında mutlaka ama mutlaka kömürde tavuk yiyin. Daha detaylı yazısını bir dahaki gidişimde yazmayı umuyorum =)

Yemekten sonraki aktivitemiz ise sinema oldu. Forum Bornova'da Siyah Beyaz filmine girmeye karar verdik. Yalnız saat 21.15'ti ve seans 21.00'de başlamış görünüyordu. Önce nasılsa yarım saat reklam vardır diyerek şansımızı deneyelim dedik. Gişedeki görevli o seans başlamadı demesin mi? Yanımızda duran bir anne kız da o filme gitmek istiyormuş. Hemen müdürüne telefon açıp sordu ve biz 4 kişi olarak koca salonda bize özel !! =)) filmimizi izledik. Burada Forum Bornova AFM yönetimini birkez daha kutlamak ve onlara teşekkür etmek istiyorum 4 kişi için salon açtılar...

Filmi ben çok başarılı buldum. Zaten oyuncu kadrosuna bakmak yeterli. Erkan Can ve Nejat İşler benim en favori oyuncularımdan ikisi ve onları birlikte seyretmekten çok keyif alıyorum. Kısacası ben kesinlikle tavsiye ediyorum. Gidip görmeseniz de DVD' den filan mutlaka seyredin derim...




Tür : Dram



Gösterim Tarihi : 23 Nisan 2010



Yönetmen : Ahmet Boyacıoğlu



Senaryo : Ahmet Boyacıoğlu



Görüntü Yönetmeni : Özgür Eken



Müzik : MŞŞ , Cem Anıl



Yapım : 2010, Türkiye , 90 dk.



Oyuncular : Tuncel Kurtiz (Ahmet Nihat) , Nejat İşler (Doktor) , Erkan Can (Muzaffer) , Şevval Sam (Ayten) , Taner Birsel (Faruk) , Derya Alabora (Nilgün) , Rıza Sönmez (Rıza) , Serhat Tutumluer (Aytenin sevgilisi) , Almıla Uluer (Doktorun eşi)



Siyah Beyaz’ı beyaz perdeye taşıyan filmin karakterleri ise; fırtınalı bir hayat yaşamış ama 70 yaşına gelmesine karşın hala durulmamış, ideallerine bağlı bir ressam (Tuncel Kurtiz); kalp krizi geçirdikten sonra işini bırakan, sümüklü böcek besleyip sakin bir yaşam sürmeye çalışan bir avukat (Erkan Can); mesleğini yapmaktan sıkılmış, üstüne bir de karısı tarafından terkedilmiş bir doktor (Nejat İşler); ve hayata karşı tek başına direnen, yalnızlığı bir yaşam tarzı haline getirmiş bir iş kadını (Şevval Sam)... Bu insanlar Siyah Beyaz’ın müdavimleri ve bu bar bir anlamda onların sığınabilecekleri son liman. Barın sahibiyse kimseye taviz vermeyen, sinirli, alıngan ama dünya tatlısı bir insan olan Faruk (Taner Birsel).

Siyah Beyaz, dostluk, duyarlılık, 50 yaşına gelmek ve yaşlanmanın farkına varmak, bir mekana bağlanmak ve hayatın küçük ayrıntıları üzerine bir film.


Kaynak : www.beyazperde.com

18.01.2010




Cumartesi günü sonunda Avatar'a gidebildim. Zaten bu haftada gitmesem hiç gidemeyecekmişim. Önümüzdeki hafta vizyondan kalkıyormuş çünkü. Herkesin beğendiği ve övdüğü bu filmi ben de çok beğendim. Konu çok klasik ama görsel şölen bir harika. Yaratılan Pandora gezegeni ve gezegenin gece görüntüleri, oraya özgü dünyada bulunmayan bitki örtüsü, Navi halkına özel yaratılan dil  gerçekten muhteşemdi. Kendim de 3D ile uğraştığımdan yapılan işin zorluğuna ve bu filmin hazırlanmasının yıllarca sürmesine hak verdim gerçekten mükemmel bir iş çıkarmışlar.Hayatımda izlediğim (görsellik açısından) en iyi filmlerden biriydi diyebilirim.









;;
Related Posts with Thumbnails