9.09.2010



Eski bayramların tadı şimdi kalmasa da en azından biz o zamanları biraz olsun gördük ve yaşadık. Yeni nesil bunu hiçbir zaman bilemeyecek sanırım.

HERKESE 
SAĞLIKLI, MUTLU VE HUZURLU 
BİR BAYRAM DİLİYORUM


PS: ÇOK TATLI YEMEYİN! =) VE EN ÖNEMLİSİ REFERANDUM DA MUTLAKA OY KULLANIN. 1 OY NEYİ DEĞİŞTİRİR DİYE DÜŞÜNMEYİN.

SEVGİLER...

8.09.2010


Çok sıkı bir TV izleyicisi olduğumu söyleyemem. Türk kanallarında izlediğim birkaç dizi ve her akşam izlediğim haber bültenleri dışında pek takılmam kendisine. Bunun yerine bilgisayarda film ve dizi seyretmeyi her zaman tercih etmişimdir. Yazın TV'lerin tatile girmesiyle birlikte iyice boşalan yaz akşamlarında bu zamana kadar izlemediğim dizileri seyretme şansım oldu. Gossip Girl bunlardan biriydi. Konuyu geçtim sadece kıyafetler ve mekanlar için bile izleyebilirim bu diziyi. Çünkü ben tam bir NEW YORK aşığıyım. Bilgisayarımın masaüstünde bile genellikle NY resimleri olur. Mesela bakınız bir süredir bu var.




Bu yüzden şimdiye kadar izlemediğim (nasıl kaçırdığıma gerçekten hayret ediyorum !!!) Sex And The City dizisi beni ayrıca etkiledi diyebilirim. Keşke hiç bitmeseymiş. Şu an 6. sezonu izliyorum. Yaş da 30'a yaklaştığından kendimden de birçok şey buluyorum dizide =) Karakter olarak internette yaptığım testte Charlotte çıktım ama ben daha çok Carrie'nin kendime yakın tarafları olduğunu düşünüyorum. Bu günlerde New York'da yaşama isteğim daha da depreşti. Hem de Carrie'nin o küçük ama sevimli bekar evinde yaşamak istiyorum kesinlikle^_^ Gerçi internetten araştırdığıma göre bize gösterilen ev ile çekim yapılan ev birbirinden farklıymış ve bu evin kirası yaklaşık 3000 $ mış.



İşte Carry'nin dizide izlediğimiz dairesi. 
245 E Park ve Madison arasında 73. Cadde




Bu da asıl çekimlerin yapıldığı ev 66 Perry Street, between Bleeker and 4. Cadde arasındaki 66 Perry Sokağı =P






Kaynak : PadBlog

7.09.2010

Hayır hayata bakış açım değişmedi sadece gözlük ve lensten kurtuldum =) 10 yıl gözlük 10 yıl da lens kullandıktan sonra geçtiğimiz cuma "LASIK" operasyonu geçirdim. Şu an o kadar memnunum ki. Ama henüz alışamadım yeni gözlerime. Gece yatarken sürekli lenslerimi çıkarma isteği oluyor. Yılların alışkanlığı 2 günde geçmiyor ^_^ 


Operasyonu İzmir'de Kaşkaloğlu Göz Hastanesi'nde Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu yaptı. Eğer düşünen varsa şiddetle tavsiye ederim.  Ameliyattan sonra biraz puslu da olsa hemen görmeye başlıyorsunuz. Ertesi sabah uykudan uyandığımda herşey eskisinden daha netti. Operasyon toplamda 15 dakika kadar sürdü. Kesinlikle ağrı ve acı hissetmedim. Sadece biraz baskı hissediliyor. Eve geldikten sonra yaklaşık 2 saat gözlerimde hafif yanma ve bolca sulanma oldu. Hepsi bu... Daha önce bu operasyonu geçiren tanıdıklarım sabaha kadar acıdan uyuyamadıklarını gözlerinin çok yandığını söylemişlerdi. Ben de kendimi buna göre hazırlamıştım. Ama korktuğuma uğramadım. Bunun nedeni belki de "Intralase Lasik" denen bıçaksız yöntemin bende kullanılması olabilir bilemiyorum.


Ertesi gün kontrolde de doktorum herşeyin çok iyi olduğunu ve bu operasyonu yaptırmamın çok doğru bir karar olduğunu söyledi. Şu an gözlerimde ve görüşümde hiçbir terslik yok. Gözlerimdeki hafif kanlanmaları saymıyorum. Bu da 2-3 hafta içerisinde geçecekmiş. Ama 1 hafta makyaj 2 hafta da deniz ve havuz yasak.



Bu operasyonla ilgili daha fazla bilgi almak isteyenler buradan öğrenebilirler...

12.07.2010

10 günlük İstanbul gezim sonrasında yakında yeni yazılarla buradayım =))

İstanbul sen ne güzel şehirsin... Şimdiden özledim =/

Beni izleyin anacııımm =))

17.05.2010

Adına aldanıp da "amaan bildiğimiz Robin Hood işte. Zenginden çalar fakire dağıtır onun hikayesidir biliyoruz zaten" demeyiiinn =) Çünkü ben öyle dedim yine de seyrettim. Çünkü çok beğendiğim oyuncular var. Konuyu bilsem de onlar için seyrederim dedim. Kimler mi? Russell Crowe  ve Cate Blanchett. Film bize Robin Hood 'un nasıl Robin Hood olarak tanınmadan önceki hayatından bir kesit sunuyor. ben çok keyif aldım.




13. yüzyıl İngiltere’sinde Robin Hood ve arkadaşları, yaşadıkları köydeki yozlaşmanın karşısına dikilmiş; krala karşı isyana kalkışarak güçler dengesini sonsuza kadar değiştirmişlerdi. Kimilerince hırsız, kimilerince kahraman olarak nitelenen bu mütevazi adam, kendi halkının özgürlük sembolü oldu.

İsmi henüz konulmayan filmde okçuluk uzmanı olarak da tanınan Robin Hood’un yaşamından bir kesit izleyeceğiz. Kral Richard’ın ordusunda Fransızlara karşı hizmet verirken sadece kendi çıkarlarını düşünen Robin, Nottingham’a gittiğinde despot ruhlu şerifin baskısı ve ağır vergilerle inim inim inleyen bir kasabayla karşılaşır. Orada Lady Marion (Oscar ödüllü Cate Blanchett) adlı dul bir kadına aşık olur. Ancak Lady Marion’ın, ormanlardan gelen bu adamın hareketleri ve kimliğiyle ilgili bazı kuşkuları vardır. Sevdiği kadının kalbini kazanmak ve kasabayı kurtarmak isteyen Robin, kendi yaşam tarzına uygun insanlardan bir çete kurar. Şerifin adaletsizliğini yok etmek için üst sınıftan işbirlikçileri teker teker avlamaya başlarlar.

Ülkeleri on yıllardır süren savaştan yıpranırken, yeni kralın yetersiz kanunlarına karşı mücadele veren; içten ve dıştan gelen tehlikelere göğüs germek zorunda kalan Robin ve adamları, hayatlarının en büyük macerasına yelken açarlar. Bu sıradışı kahramanlar ve müttefikleri, ülkeyi kanlı bir iç savaşın içine düşmekten kurtarıp İngiltere’ye bir kez daha zaferle döneceklerdir.

13.05.2010

Bana zaman zaman soruluyor Narcissus ne demek diye. Efendim şimdi günümüzde "Narcissus" Nergisgiller bitki familyasının ismi olup "Narcissus Jonquilla" benim adım olan FULYA çiçeğinin latince adıdır.

Bu isim nereden geliyor diyecek olursanız mitolojiden geliyor. Ben mitolojiye ve mitolojik öykülere çok meraklıyımdır. Şimdi size kısaca Narkissos'un öyküsünü aktarayım belki bilmeyenler vardır.

"Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür.





Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü . O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür." (Kaynak: Vikipedi)



İşte böyle benzer birkaç hikaye daha var ama sonuçta hepsinde Narkissos kendini suyun yansımasında görüp kendine aşık oluyor ve orada nergis çiçeklerine dönüşüyor. Bu hikayenin bize kazandırdığı bir diğer kelime de "Narsist"... Kendini beğenmiş insanlara söyleriz ya o da buradan geliyor işte... (Ama ben kendini beğenmiş değilimdir kesinlikle ^_^)



Canım Hacer'im bana tatlı blog ödülü vermiş. Bu ilk ödülüm için kendisine teşekkür ediyor ve bunu 10 arkadaşımla paylaşıyorum =))


Aslında daha uzun bir liste var ama 10 tane demişler...=)

PS :  Makyaj Çantam & Justmakeup sizlere hiiç göndermedim bu ödülü çünkü yayınlamadığınızı biliyorum bu tarz şeyleri. Ama sizler benim için en tatlı blog listemin başlarındasınız kesinlikle ^_^

12.05.2010


Bence üniversitenin en güzel zamanıdır Bahar şenlikleri.. Vizeler geçmiş, finallere başlamadan önce son bir mola... Hava zaten güzel İzmir'imde.. Mayıs dedin mi anla ki sıcaklık 25 derecenin altına inmez... Üzerimizden atmışız kalın paltoları hatta hırkaları...Bazı hocalar izin verir ders yapmazdı. Bahar şenlikleri bütün gün aylak aylak dolanıp çimlere uzanıp sürekli muhabbet eğlence gezme tozma zamanıdır... Standlar kurulurdu ne güzel... Sabahtan akşama arkadaşlarla geçerdi...

Hayatımın en güzel şenliği 2000 yılındaki Ege üniversitesi bahar şenlikleriydi. Ben o zaman hazırlıktaydım ve okullar şenlik boyunca tatil edilmişti. İlk katıldığımız etkinlik şenlik yürüyüşü olmuştu. Ne güzel ıslanmıştık ıslatmıştık birbirimizi su tabancalarıyla hatta kovalarla =) Hiç unutmam ilk konser Kenan Doğulu'ydu. Ben hayatımda bu kadar eğlendiğim bir gün daha hatırlamıyorum. O senenin şenlik programı o kadar dolu dolu ve güzeldi ki zaten efsane olmuştu bir daha böyle bir şenlik yapılmadı bizim üniversitede. Yaşar vardı. Gökhan Kırdar vardı. Şafak Sezer'in tiyatrosu vardı Bir de Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığı maçı izlemiştik 5000 kişi kurulan kocaman ekranda... Kazanınca o coşkuyu sevinci unutmak mümkün değil sabahlara kadar uyumamış kutlamıştık her takımdan insanla... Bütün günümüz etkinlikten etkinliğe koşarak geçiyordu.  Daha neler neler hiçbirini unutamıyorum.

Bir süre sonra şenlikler eski tadını kaybetti yavaş yavaş. Hatta bir ara tümden kaldırdılar sadece kültürel aktiviteler vardı. Şimdi yeniden canlanmaya başladı sanırım şenlik programını gördüm bir yerlerde...

7 Mayıs Teoman

10 Mayıs MFÖ
11 Mayıs Grup Karmete
11 Mayıs Anjelika Akbar
12 Mayıs Morfoz by Ercüment Vural
12 Mayıs Özgen Akçagül ve Blue Note
13 Mayıs Sibel Köse Quartet
20 Mayıs DTMK Pop Müzik Topluluğu
21 Mayıs Neşeli Günler Kumpanyası
24 Mayıs Nil Karaibrahimgil

Tabi daha birçok aktivite var katılmak isteyenler için:

http://sksdb.ege.edu.tr/senlik_2010/program.pdf

Şimdi gitsem eski tadı bulamam tabiki. O zamanki arkadaşlarım yok , mekanlar değişik ortam bile değişti yeniler yenilenenler. Keşke o günlere dönebilsem tekrar. Sanırım yaşlanıyorum =((

29.04.2010

Makyaj Günlüğü ve Farmasi Kozmetik bizler için harika bir hediye kampanyası düzenlemişler. Yarışma kuralları ve detaylar için tık tık

Yalnız acele edin çünkü sadece 3 gününüz var...

Herkese bol şanslar. Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin =)



26.04.2010

Cumartesi akşamüstü evde oturmaktan sıkılınca atladık arabaya kulağımızı tersten tutup soluğu Menderes'te aldık. Neden diyecek olursanız. Orada şimdiye kadar yediğim en lezzetli kömürde tavuğu yapan "Ahmet'in Yeri" var. Hazırlıksız yakalandığım için yemeğin ve mekanın fotolarını  sizinle paylaşamıyorum malesef. Ama bir dahakine söz :) Hatta Gittim Yedim 'in konusu bile olabilir belki =)

Ben yine de kısaca bahsedeyim. Burası yeşillikler içinde , salaş ama ailenizle ve arkadaşlarınızla gidebileceğiniz çok hoş bir ortam. Menderes'ten çıkıp Kuşadası Selçuk Seferihisar  kavşağına geldiğinizde, Kuşadası yönünde hemen solda köşede kalıyor. Zaten tabelasını da görürsünüz koskocaman AHMET'İN YERİ diye =) Benim tavsiye edeceklerim masanın olmazsa olmazı çoban salata ve ev yapımı ayranın yanında mutlaka ama mutlaka kömürde tavuk yiyin. Daha detaylı yazısını bir dahaki gidişimde yazmayı umuyorum =)

Yemekten sonraki aktivitemiz ise sinema oldu. Forum Bornova'da Siyah Beyaz filmine girmeye karar verdik. Yalnız saat 21.15'ti ve seans 21.00'de başlamış görünüyordu. Önce nasılsa yarım saat reklam vardır diyerek şansımızı deneyelim dedik. Gişedeki görevli o seans başlamadı demesin mi? Yanımızda duran bir anne kız da o filme gitmek istiyormuş. Hemen müdürüne telefon açıp sordu ve biz 4 kişi olarak koca salonda bize özel !! =)) filmimizi izledik. Burada Forum Bornova AFM yönetimini birkez daha kutlamak ve onlara teşekkür etmek istiyorum 4 kişi için salon açtılar...

Filmi ben çok başarılı buldum. Zaten oyuncu kadrosuna bakmak yeterli. Erkan Can ve Nejat İşler benim en favori oyuncularımdan ikisi ve onları birlikte seyretmekten çok keyif alıyorum. Kısacası ben kesinlikle tavsiye ediyorum. Gidip görmeseniz de DVD' den filan mutlaka seyredin derim...




Tür : Dram



Gösterim Tarihi : 23 Nisan 2010



Yönetmen : Ahmet Boyacıoğlu



Senaryo : Ahmet Boyacıoğlu



Görüntü Yönetmeni : Özgür Eken



Müzik : MŞŞ , Cem Anıl



Yapım : 2010, Türkiye , 90 dk.



Oyuncular : Tuncel Kurtiz (Ahmet Nihat) , Nejat İşler (Doktor) , Erkan Can (Muzaffer) , Şevval Sam (Ayten) , Taner Birsel (Faruk) , Derya Alabora (Nilgün) , Rıza Sönmez (Rıza) , Serhat Tutumluer (Aytenin sevgilisi) , Almıla Uluer (Doktorun eşi)



Siyah Beyaz’ı beyaz perdeye taşıyan filmin karakterleri ise; fırtınalı bir hayat yaşamış ama 70 yaşına gelmesine karşın hala durulmamış, ideallerine bağlı bir ressam (Tuncel Kurtiz); kalp krizi geçirdikten sonra işini bırakan, sümüklü böcek besleyip sakin bir yaşam sürmeye çalışan bir avukat (Erkan Can); mesleğini yapmaktan sıkılmış, üstüne bir de karısı tarafından terkedilmiş bir doktor (Nejat İşler); ve hayata karşı tek başına direnen, yalnızlığı bir yaşam tarzı haline getirmiş bir iş kadını (Şevval Sam)... Bu insanlar Siyah Beyaz’ın müdavimleri ve bu bar bir anlamda onların sığınabilecekleri son liman. Barın sahibiyse kimseye taviz vermeyen, sinirli, alıngan ama dünya tatlısı bir insan olan Faruk (Taner Birsel).

Siyah Beyaz, dostluk, duyarlılık, 50 yaşına gelmek ve yaşlanmanın farkına varmak, bir mekana bağlanmak ve hayatın küçük ayrıntıları üzerine bir film.


Kaynak : www.beyazperde.com

19.04.2010

Geçen hafta Makyaj Çantam'ın Hard Candy Sheer Envy Primer yazısını okuyunca hemen Herseyler'in GG dükkanı na ışınlandım. Zaten bir süredir gözüme kestirmiştim renkli nemlendiriciyle birlikte. Ama ondan kalmamış. Sanırım son primer'ı da ben aldım =). Sepete  bir de ruj ekleyiverdim hemen kısa günün zararı oluverdi =P Rujun rengi de çok hoş bir pembe






Cumartesi günü Forum'daki Inglot'a uğrama şansım oldu. Bir arkadaşım allık alırken ben de aşağıda gördüğünüz pigment farlardan aldım. Pigmentlerde 1 alana 1 bedava kampanyası var. Orada hemen Fatoş MUA ile denedik. Hem gündüz hem gece kullanılabilecek çok hoş renkler. Dahası için bir an önce Inglot'a uğramanızı tavsiye ederim. Çünkü gördüğüm kadarıyla renkler hızla tükenmekte =)



Bu fotoyu gün ışığında çektim. Renkler oldukça kalıcı. Misal ben bu sabah işe giderken sürdüm akşama kadar dayandı  hem de herhangi bir baz olmadan =)

15.03.2010

Merhaba günlük :)) Uzun zamandır yazamıyorum farkındayım ama bu aralar iş hayatım oldukça yoğun. Sabah işe geliyorum akşam nasıl oluyor anlamıyorum. 1 günlük bir boşluk buldum da bu satırları yazıyorum...

Cumartesi günü bir arkadaşımla birlikte Agora'ya gittik. Amacımız onun şirin 6 aylık bebişine yeni ciciler almaktı. Bu amacımıza malesef ulaşamadık. Çünkü ara bir dönemde olduğundan ya ona küçük ya da ona büyük ürünlerle karşılaştık. Misal onun minik pembiş ayaklarına bir ayakkabı bulamadık :) Bu arada yanımızda bebk olmasının etkisiyle midir nedir farkettim ki ne kadar çok bebek varmış alışveriş merkezlerinde. Algıda seçicilik bu olsa gerek :P...

Gezerken tesadüf eseri girdiğimiz TBS'ta benim de yeni yeni ürünlerini kullanmaya başladığım yosun serisinde 2 al 1 öde kampanyası olduğunu gördüm. Çok gzel bir tesadüf oldu. Daha önce alıp şurada bahsettiğim ürünlerden çok memnun kaldım. Özellikle gözenek sıkılaştırıcısı benim cildime çok iyi geldi. Bu gidişimde de biten toniğimin yerine yosun serisinden toniği ve gündüz bakım kremini aldım.  Daha sonra o gözenek sıkılaştırıcıdan da neden almadım diye kendi kendime kızdım ama panik yok kampanya devam ediyor. Bu hafta onlardan da alıp stok yapıciym.

9.03.2010

SHOPPING MAGE harika bir hediye kampanyası düzenliyor. 1 adet UD Alice in Wonderland palet hediye ediyor. Çekilişe katılmak ve detayları için lütfen buradan buyrun :))

5.03.2010

Arkadaşlar duyduk duymadık demeyin. İzmir'in güzelliğine düşkün blogger'ları ve takipçileri 21 Mart pazar günü saat 14.00'te Forum Bornova'da buluşuyor. Sevgili Hacer'in yaptığı organizasyon sayesinde ilk kez buluşacağız. Büyük ihtimalle ben de bu buluşmaya katılacağım. Gelmek isteyenlere duyurulur :)

26.02.2010

Evet arkadaşlar vatana millete hayırlı uğurlu olsun. Gazetede okumuştum 25 Şubat'ta açılıyor diye. Ama nerede olduğu konusunda bir bilgim olmamasına rağmen tahmin yürüterek bu olsa olsa Gül Sokak'ta açılmıştır diyerek yağmur çamur demedim iş çıkışı yollara düştüm. Kiii tahminim tamamen doğru çıktı. Gül Sokak'ta Outlet Mango'nun hemen yanında. İçerisi çok kalabalık değildi. Sanırım yağmurun etkisinden ama daha iyi oldu rahatça gezebildim. Burası 2 katlı bir mağaza ve üst katında tamamen makyaj, cilt bakımı vb. uygulamalar yapılıyor. Ayrıca bu mağazada Agora mağazasında olmaya NARS markası da var.  Ben bakınırken MUA'lardan biri yanıma yaklaştı yardımcı olmak için. Benfit'in yeni bir ürünü varmş. (artık ne kadar yeni bilemiyorum. Belki Trkiye'ye yeni gelmiştir.) onu tanıttı bana. Adı HIGH TINT. Hem yanağa hem dudağa uygulanabilen likit bir ürün. Dudağa sürünce kendi dudak rengini ortaya çıkarıyor. Yalnız yanakta kullanmak biraz riskli. Çünkü hemen parmakla dağıtmak gerekiyor. Üstelik çok da kalıcıymış. Fena bir ürün değil gibi ama biraz tuzlu geldi bana. 78 TL idi. Bir de çanta için küçük boy olanı vardı. O da sanırım 50 civarındaydı. Tam hatırlamıyorum şimdi yalan da olmasın. NARS'lardan ilk gözüme çarpanlar almak istediğim Lip glosslar ve allıklar oldu. Lip Glosslar 49.50 TL. Allıklar 62 TL idi. Daha birçok ünlü marka da mevcut zaten ayrıca Sephora'nın kendi ürünleri de uygun gibi geldi bana. Ama hiç denemediğim için kalite-fiyat uygunluğu hakkında bir yorum yapamıyorum malesef.

Neyse sonuç olarak gittim gördüm beğendim elim boş çıktım ama maaşımı alınca tekrar gidicem artık. Aklım kaldı herşeyde...=D

23.02.2010

Ne katliamı. "AĞAÇ" tabiki. Her sene belediyenin "BUDAMA" adı altında yaptığı katliama kim dur diyecek artık. Bu işi bilen insanlar neden olmaz bunların başında hiçbir zaman. Sabah işe giderken bir baktım güzelim ağaçları buduyorlar!!! Tepesinde kuş kadar birkaç dal bırakıp gerisini kes gitsin. Çıplak gövdeleri kalıyor ya her yer ağaç her yer yeşil maşallah. Kardeşim madem bunları tepesine kadar budayacaksın ağaç namına birşey bırakmayacaksın. O zaman neden yol ağaçlandırması adı altında 1 metrelik kaldırıma ağaç dikmeye çalışırsın ki...Ya da neden yol ağacı olamayacak karakterdeki ağaçları oraya dikersin. Hata hata hata! Tam onu hazmetmeye çalışırken otobüsten indim Alsancağa geldim. Bir de ne göreyim. O güzelim dutları tepesinden uçurmamışlar mı? Sinir katsayım kaça katlandı bilmiyorum sabah sabah. Yol boyunca kazıklar var sanki. Zaten yeşil olmayan yolda hiç yeşil bırakmamışlar. Ben bildim bileli bu ağaçları budayıp dururlar zaten. Ben her sene bu sinir katlanması olayını yaşarım. Şikayet de bir işe yaramıyor denedim.

Ağaç budama öyle olmaz. Budama ağacın formunu bozmadan kuruyan dallarının kesilmesidir. Ya da formu bozulan bitkilere form budaması yapılır. Sizin yaptığınız gibi tepesinde üç yaprak bırakıp geri kalanı katledilmez. Bu düpedüz CİNAYETTİR. Böyle yapacağınıza hepsini toptan kesin gitsin!

11.02.2010

Bu aralar yeniden Diana Krall'a kafayı takmış durumdaym. Ben bu kadına bayılıyorum. Bütün gün bıkmadan dinliyorum. Sesi de görüntüsü  de bana çok güzel ve yumuşak geliyor. Onu dinlerken dinleniyorum gerçekten. Bu aralar en çok dinlediğim şarkısı "THE LOOK OF LOVE" . Çok eski bir şarkı aslında. Video klibi de şarkı kadar hoş.Yaklaşan sevgililer günü konseptine de uygun bir şarkı :) İzlemek için böyle buyrun...



Makyaj ve diğer herşey blogunun güzel ve yetenekli blogger'ları süper hediyeler veriyorlar. Bence mutlaka bir göz atın. Şansınızı denemek ve ayrıntılı video anlatımı için lütfen tık tık :)

9.02.2010

Eti Gofredoyla tanışmam 1-2 hafta önce oluyor sanırım. Sevgili patronum bign elinde bunlarla çıkageldi hepimize dağıttı. Deneyin ço güzel birşey dedi. Normalde abur cubura çok düşkün biri değilimdir. Çikolata ve çikolatalı şeyler hariç :) Ama ben bu gofrete ba-yıl-dım. İnsanın yedikçe yiyesi geliyor. O yüzden bu tek lokmalık güzelliğin  sürekli el altında olması çok tehlikeli. Yalnız bir sorun var büyük marketlerde satılmıyor henüz. Ben iş yerimin karşısındaki küçük büfede gördüm şu ana kadar. Tansaş, Migros, Kipa bakmadığım yer kalmadı. Ayrıca oradaki görevlilerde bilmiyorlar sanırım yeni olduğundan. Belki böyle kolay ulaşılabilir olmaması da bi artıdır benim için. Yoksa alacağım kilolarla baş edemeyebilirim. Bence siz de henüz tanışmadıysanız kendisiyle hemen deneyin tavsiye ediyorum...


8.02.2010

Cumartesi günü benim için bol alışverişli bir gündü. Önce anneme çeyiz olarak!! kocaman bir tencere seti aldım :) Bize güzel yemekler yapmaya devam edecek...

Öğleden sonra Forum Bornova'ya gittim. Önce INGLOT'a uğradım. 1-15 Şubat arasında bütün ürünlerde %25 indirim olduğu için hem bundan faydalanmak hem de Hacer'in şurada bahsettiği Özgür Bey ile bir tanışayım istedim. Bilmeyenler varsa, Forum'da Inglot mağazası Park Bravo'nun içinde. Orada da %50 indirim varmış. Üzerine bir de haftasonu eklenince içerisi nasıl kalabalıktı anlatamam. Sanırsınız bedava dağıtılıyor. Kasada bir kuyruk var sormayın... Neyse bi cesaret girdim içeri. Inglot standı fazla hatta kalabalık değildi. Biraz içeri bakındıktan sonra standa doğru yanaştım. Fakat Özgür Bey ortalıklarda görünmüyordu. Ben bakınırken başka bir kız yanıma yaklaştı yardımcı olmak için. Kız bana yardımcı olurken dayanamadım sordum 'Burada bir de Özgür Bey varmış. Çok meşhur oldu blog aleminde 'dedim. Kız biraz bozulur gibi oldu. 'Hıı evet Kendisi yemekte şu an dedi'. Sanırım Özgür Bey'in bu giderek yayılan popülaritesi diğer kızları biraz rahatsız ediyor. Benim gözlemim tabi :) Neyse ben aşağıda gördüğünüz ruj ve alığı aldım.  Daha sonra mağazanın önünden tekrar geçerken içeride Özgür Bey'i gördüm ama içeri girmedim. Hani bi yanlış anlama filan olmasın kızlar zaten bu duruma gıcık kapmış. bi de Özgür Beye asılıyorum filan zannederler :PP. Neyse bi dahaki sefere diyelim artık :)

Inglot Face Blush No:29 24 TL
Lip Gloss Sleeks Cream No:90 18 TL


 Inglot Face Blush No:29 benim cildimde böyle duruyor. Doğal günlük kullanabileceğim bir ton..


Daha sonra The Body Shop'a girdim. Burada da birçok üründe %50 indirim olmasına rağmen aşağıda gördüğünüz cit bakım ürünlerinde indrim yoktu malesef. Ruju da %50 indirimle 13 TL gibi çok uygun bir fiyata aldım. Rengi de çok hoş ve stokta son kalan rujdu :) Bu renge baya bir talep var anlaşılan...

TBS Yüz temizleme jeli... Bir süredir OLAY'in yüz temizleme jelini kullanıyorum. Aslında memnunum ama bu jelle ilgili de internette güzel yorumlar okudum ve denemek istedim. Henüz diğer temizleyicim bitmediği için bunu kullanamadım ama birkaç güne kullanmaya başlarım sanırım... Fİyatı 24 TL civarıydı.


Bu losyon da ciltteki gözenekleri azaltıyormuş. Çevremde kullanıp memnun kalan insanlar var. Benim de özellikle burun çevresinde gözenek problemim var. Bir kere kullandım ama sanki işe yaradı gerçekten. Ya da ben öyle görmek istediğm için mi azalmış geliyor gözüme bilemiyorum...Fiyatı 29 TL


 TBS Lip Gloss No : 10


 Aşağıda Inglot ve TBS glossların swatchlarını görebilirsiniz.


Son durağım ise Watsons oldu. Burada da güzel kampanyalar var... Ben şimdiye kadar rimel tercihimi hep siyah renkten yana kullanmışımdır. ama aklımda uzun süredir kahverengi rimeli denemek vardı. Watsons'tan aşağıda gördüğünüz COCO SSAL VOLUME EXPRESS rimeli aldm. Standdaki kızın söylediğine göre 3 kat hacim ve uzunluk veriyormuş. Normalde benim kirpiklerim uzundur. Hatta arkadaşlarm Türkan Şoray benzetmeleri yapar sürekli ehehehe :)) Neyse sonuçta rimel benim kirpiklerimi uzatsa ne kadar uzatacak diye düşünerek uzatma beklentisi içinde değildim zaten. ama söylediği gibi 3 kat hacim falan da vermedi. O yüzden hacim ve uzunluk amacıyla düşünürseniz bu rimel size göre değil kesinlikle. Maybelline'de ikinci ürüne %50 indirim vardı. Yanında bir de şu gördüğünüz pembe tonlarındaki allığı aldım. Rengi koyu gibi görünse de ciltte o kadar koyu bir renk vermiyor. Ben beğendim yani :) Allık 14.90 rimel de 14.90 dı ama biri yarı fiyatına geldi.



Watsons'ta çok uygun fiyatlı ürünler var. Bu aşaıda gördüğünüzde seyahatlerde kullanabileceğiniz minik saklama kapları. Bu set 4.99 TL idi.


 Bu aynayı da çantamda taşımak için aldım. ardı zaten ama aç gözlülük yaptım sanırım :) Bir de 100'lük makyaj pamuğu 2.99 TL idi. Ama onun resmini koymadım artık :)


Bence siz de bu ündirim fırsatlarından yararlanın bir an önce... Benim aklım İnglot'ta kaldı zaten. İndirim bitmeden birkez daha uğrayabilirim....

1.02.2010



Hızla betonla kirletilen kentlerdeki en büyük sorun yeşil dokunun hergün biraz daha yok olması kuşkusuz. Doğa hızla yok olurken tasarımcılar da kente yeşili yeniden kazandırmak için durmadan çalışıyorlar. Bizim ülkemizde maalesef olmasa da yurtdışında bu konuda güzel çalışmalar var. Çatı bahçelerinden sonra şimdi de dikey bahçeler (vertical gardens) kente yeşil doku kazandırmada hem ilginç hem de güzel örnekler sunuyorlar.

Ülkemizde de bu konuda küçük çaplı çalışmalar olsa da henüz yurtdışındaki kadar gelişmiş değil. Ama önümüzdeki yıllarda daha da gelişeceğine ve benimseneceğine inanıyorum.

Dikey bahçelerin ilk ve en güzel örneklerinden birisi de bence Fransa’daki “Branly Museum”. Hem mimari hem de peyzaj tasarımıyla benim en beğendiğim örneklerden birisidir. Umarım birgün görmek kısmet olur.

İşte müze ve bahçesinden birkaç görünüş









Dikey bahçe uygulamalarında bulunduğu bölgenin iklim şartlarına uygun sarılıcı/yerörtücü, hızlı büyüyen, su ve toprak ihtiyacı bakımından kanaatkar, herdem yeşil bitki türlerinden seçilir.

Dikey bahçelere için diğer örnekler;
 



 

Siz nasıl buldunuz dikey bahçeleri...?

;;
Related Posts with Thumbnails